Sendika nedir?

İşçi veya işverenlerin müşterek, iktisadi, sosyal ve kültürel faydalarını korumak ve geliştirmek için serbestçe, kanunlara uygun olarak kurulan ve faaliyette bulunan, bağımsız özel hukukla kurulu, tüzel kişiliğe sahip mesleki teşekküllersendika

Tarihi gelişmesi: Bugünkü manada sendikalaşma hareketleri, 18. yüzyılın sonunda, sanayileşmeye başlayan Avrupa devletlerinde başlamıştır. Özellikle İngiltere’deki kapitalist ekonomik uygulama; işçilerin dayanışma teşkil edecek hareketlerden uzak kalmalarına, ücretle çalışanların derin bir sefalete düşmelerine ve gün geçtikçe bu sefaletin daha da artmasına sebep olmuştur. İşçilerin daha iyi şartlarda yaşamasını temin edecek her hareket, ferdin akit yapma hürriyetine karşı gayri meşru bir müdahale teşebbüsü olarak görülmüştür. Ağır maddi baskı altında kalan işçilerin, düştükleri sefaletten kurtulma çareleri aramaları, onları ortak hareket etmeye yöneltmiştir. İlk hareketler, Fransa’da kalfa ve çıraklar hareketi olarak 1520’lerde başlayarak 1799 yılına kadar aralıklı ve sık olarak devam ettiği görülmüştür. Sosyalist ve komünist fikirlere sahip olanlar ise, sendikaların, işçilerin ücretleriyle uğraşmalarını uygun bulmamışlar, siyasi fikirlerinin yerleşmesi yolunda bir vasıta olarak görmüşlerdi. Osmanlı Devletinde ve önceki İslam devletlerinde, işçi-işveren münasebetleri hiçbir zaman problemli olarak kendini göstermemiştir. Devlet nizamının değişmez ilahi hukuk kaidelerine bağlı kalması ve genel ahlak anlayışı dolayısıyle işçi teşekküllerinin kurulması ve işçilerin işverenler tarafından sömürülmesi de sözkonusu olmamıştır. Aksine, İslam kültürünün içinde tabii bir şekilde teşekkül eden ahi teşkilatları; çırak, kalfa ve usta münasebetlerini bir hiyerarşi içinde düzenlemiş; sanat ve meslekte ihtisaslaşmayı, ticari ahlaki en üst seviyeye çıkartmış; böylece birçok sosyal ve içtimai meseleleri bir arada yürütmüştür.

Türkiye’de sendikalaşma faaliyetleri: Türkiye’de sendikalaşmaya doğru ilk faaliyetler, 19. yüzyılın ortalarına rastlamaktadır. O yıllarda özellikle savaş sanayii, tekstil, gıda, kağıt ve matbaacılık iş kollarında teşkilatlanmaya başlayan işçiler, 1871 yılında Ameleperver Cemiyetini kurmuşlardır. Bu sıralarda ücret artışı sağlamak gayesiyle bazı grev hareketlerinin olduğu görülmüştür. 1895 tarihinde

Tophane fabrika işçileri, ikinci büyük işçi teşkilatını kurmuştur.

1876 Kanun-i Esasi’de yapılan değişikliklerle, çalışma hayatına ait bazı düzenlemeler getirilmiştir. 1908 Meşrutiyetin ilanından sonra kabul edilen toplantı ve dernek kurma haklarının arasında, işçi teşkilatlarının 1908 yaz aylarında grev yapmaya kalkıştıkları, ancak Balkan ve Birinci Dünya Savaşları sebebiyle bu hareketlere son verildiği görülmüştür.

Kurtuluş Savaşından sonra, İstanbul’da toplanan işçi liderleri 20 iş kolu etrafında birleştirmeyi kararlaştırarak, 1922’de ilk amele birliklerini faaliyete geçirdiler. Bunlar arasında, İstanbul İşçileri Amele Birliği, Zonguldak Amele Birliği ve Balya Amele Birliği en önemlileriydi. Zonguldak Amele Birliği, halen 50 bin üyesiyle faaliyetini sürdürmektedir.

1946 yılında işçi teşkilatları kurulmaya başladı. 1947-1961 yılları arasında hızlı bir sendikalaşma hareketi olmuştur. 1946’da İşçi Derneği, 1952’de dokuz sendikanın birleşmesiyle Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu Türk-İş kurulmuştur. Türk-İş; Genel Kurul tarafından seçilen 38 yönetim kurulu ve 5 icra kurulu üyesi tarafından yönetilmektedir. İcra kurulu, genel başkan, genel sekreter, genel mali sekreter, genel eğitim sekreteri ve genel teşkilatlandırma sekreterinden meydana gelmektedir. Türk-İş, milletlerarası kuruluşlar olan Hür Dünya İşçileri Sendikaları Konfederasyonu (KFTU), Hür Dünya Asya Sendikaları birliği (ARO), İktisadi ve Kalkınma Teşkilatı Sendikal Danışma Komitesi (OECI-TUAK)ne üye bulunmaktadır. 1950’de 88 olan sendika sayısı 1957’de 440’a yükselmiştir. Bu dönemde, sendikaların grev yapmaları, tahdit altında bulunması ve mali yönden güçsüz olmaları sebebiyle, 1961 senesine kadar bir varlık gösterememişlerdir.

1961 Anayasası ile önceden izin almaksızın, sendika ve sendika birliklerinin kurulmasına, üye olma ve üyelikten serbestçe ayrılmasına dair hükümler getirilmiş, 1963 senesinde 274 sayılı Sendikalar Kanunu ve 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunları çıkartılmıştır.

1967’de Türk-İş’e bağlı bazı sendikalar ayrılarak, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’i kurmuşlardır. Bu sendikaların başında; Maden-İş, Türkiye Basın-İş ve Türkiye Gıda-İş Sendikaları gelmekteydi. DİSK’in faaliyetleri 12 Eylül 1980’de askeri yönetimin işbaşına gelmesiyle birlikte durduruldu. DİSK yöneticileri tutuklandı ve haklarında TCK’nin 146. maddesini ihlalden dava açıldı. Askeri Mahkeme, 23 Aralık 1986’da DİSK yöneticileriyle, bağlı sendikaların yöneticilerini çeşitli hapis cezalarına çarptırdı; konfederasyonu ve bağlı sendikaları kapatma kararı aldı. Adı geçen bu sendikaya (DİSK’e) tekrar faaliyet göstermesi için 1991’de izin verildi. Yine Türk-İş’ten ayrılan bazı sendikalar, daha küçük çapta Milliyetçi İşçi Sendikaları MİSK ile Hak-İş konfederasyonlarını kurmuşlardır. Türkiye Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Hak-İş), 22 Ekim 1976 tarihinde Öz Yapı-Sen, Öz Süt-Kur, Öz Demir-İş, Öz Yol-İş, Öz Dokuma-İş, Öz Gıda-İş ve Öz Metal-İş sendikalarının kurucu üye olarak katılmasıyla kurulmuştur.

274 Sayılı Sendikalar Kanununun düzenleme şekli ve bazı mevzuattaki boşluklar, gelişigüzel sendikaların kurulmasına sebebiyet vermiş; aşırı sol ideolojiye sahip kimselerin yönettiği sendikalarla, başka bağımsız adı altında kurulmuş birçok sendika; işçi haklarını aramadan ziyade, devletin sanayiini çökertmek, fabrikaları kapatmak, işçileri sokağa dökmek, yokluk ve sefaleti arttırarak fikir ve düzenleri için ihtilale hazırlamak siyasetini takip ederek sendikalaşmayı bir siyasi vasıta olarak kullanmışlardır. Sendikal faaliyetlerin sonucu, kamu ve özel sektöre ait birçok işyerinde grevler başladı. Grevlerin başladığı fabrika ve işyerlerinde milli servete zarar verecek kırıp dökme ve yakmalar oldu. Milyarlarca lira maddi zarar ortaya çıktı.

1963-80 yılları arasında kamu ve özel sektörde 1655 grev olmuş ve 415.440 kişi greve katılmıştır. Bunların toplam işgünü kaybı ise 20.643.885’dir.

12 Eylül 1980 askeri müdahalesinden sonra bazı sendikaların kapatılması veya faaliyetinin durdurulması neticesinde grev ve greve katılan işçi sayısı yok denecek kadar azaldı. Bu sebeple ülkemiz ekonomi ve iktisadi yönden biraz kendini toparladı. Son senelerde ise yine sendikalar bir siyasi vasıta olarak kullanılmaya başladı, işçiler sokağa döküldü (1994). Grev ve greve katılmalar artmaya başladı.

Günümüzde sendikaların faaliyetleri: 1982 Anayasası ile, işçilerin ve işverenlerin önceden izin almaksızın sendika kurma, sendikaya üye olma ve ayrılma hakları tanınmış; geçmiş yıllardaki tecrübelerden de istifade edilerek, anayasayla bazı temel esaslar kabul edilmiştir. Buna göre, işçi ve işverenlerin aynı zamanda birden fazla sendikaya üye olamayacakları, sendika ve üst kuruluşlarda yönetici olabilmek için en az on yıl bilfiil işçi olarak çalışmış olması, sendikaların siyasi faaliyet gösteremiyecekleri, siyasi partilerden destek göremeyecekleri gibi destek de olamıyacakları, işyerinde sendikal faaliyet göstermenin çalışmamayı haklı gösteremeyeceği, gelirlerini gayeleri dışında kullanamayacağı gibi hükümler getirilmiştir.

Anayasaya bağlı olarak, 1983 yılında yürürlüğe konulan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile yeni düzenlemelere gidilmiştir. Yeni kanuna göre, Sendika Federasyonları kaldırılmış, sadece değişik iş kollarından en az beş sendikanın bir araya gelmesiyle kurulan ve tüzel kişiliğe sahip organların seçimi kontrol altına alınmış; sendikaların gösterdiği faaliyetlerin kontrolu için sendikaların denetlenmesi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca belirli esaslara bağlanmıştır.

İşveren sendikaları: Dünyanın hemen her tarafında, işçi sendikalarını takip eden dönemlerde, işveren sendikalarının kurulduğu görülmektedir. Türkiye’de işveren sendikaları 5018 sayılı Sendikalar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra, kurulmaya başlamıştır. 1949’da tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası, daha sonra Madeni Eşya İşverenleri Sendikası, kurulan ilk işveren sendikalarıdır. 1961’den sonra işveren sendikalarında hızlı bir artış görülmüştür. Kısa zamanda kurulan yedi işveren sendikası, daha sonra toplanarak İşverenler Sendikası Birliği’ni meydana getirmişlerdir. Bu birlik, 1962’de yaptığı ikinci olağan kongresinde tüzük tadiliyle ismini Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu TİSK olarak değiştirmiş olup, halen Milletlerarası İşverenler Teşkilatı IOE’ye üyedir.

TİSK’in kuruluş gayeleri arasında, işverenlerin ve üye işveren kuruluşlarının hak ve menfaatlarını korumak ve temsil etmek, müsbet işçi-işveren münasebetleri kurarak ve geliştirerek çalışma barışına katkıda bulunmak ve sağlam temeller üzerinde kurulmasında yardımcı olmak olarak ifade edilmiştir. Sarı sendika: İşveren tarafından kurulmuş, göstermelik işçi sendikasına denir. İşyerlerine dışardan normal kanuni faaliyet göstererek girmek isteyen bir sendikanın girmemesi için işverenlerin, organize ettiği ve el altından yürüttüğü faaliyetler sonucunda kurulan bu tip sendika, işverenlerin uygun gördüğü bazı hak ve menfaatları kabul ederek işçiler adına sözleşme imzalar. Daha çok eski 274 sayılı Sendikalar Kanunu’nun yürürlükte olduğu zamanlarda rastlanılan bu tip sarı sendikaların kurulmasına, 2821 sayılı yeni Sendikalar Kanunu ile gerekli engelleyici hükümler konulmuştur.

Belli başlı işçi sendikaları şunlardır: Ağaç-İş, Basın-İş, Çimse-İş, Deri-İş, Dokgemi-İş, Hava-İş, Haber-İş, Kauçuk-İş, Koop-İş, Kristal-İş, Petrol-İş, Sağlık-İş, Selüloz-İş, Su-İş, Şeker-İş, Tarım-İş, Tekgıda-İş, Teksif, Tezbüro-İş, Türk Harp-İş, Türk Metal-İş, Toreyiş, Tümtis, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Müzisyenler Sendikası (TMS).

Belli başlı işveren sendikaları şunlardır: T. Armatörleri İşverenleri Sendikası, T. Cam Sanayii İşverenleri Sendikası, Çimento Müstahsilleri İşverenleri Sendikası, T. Deri Sanayi İşverenleri Sendikası, T. Gemi Sahipleri veDonatanları Sendikası, T. Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası, T. İnşaat ve Tesisat Müteahhitleri İşveren Sendikası, T. kimya Sanayii İşverenleri Sendikası, T. Maden İşverenleri Sendikası, T. Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası, T. Selüloz, Kağıt ve Kağıt Mamülleri Sanayii İşvereleri Sendikası, T. Şeker Sanayii İşverenleri Sendikası, T. Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası, T. Toprak Seramik ve Çimento Sanayii İşverenleri Sendikası.

Sözlükte "sendika" ne demek?

1. İşçilerin ya da işverenlerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak ve daha da geliştirmek için aralarında kurdukları birlik.

Sendika kelimesinin ingilizcesi

n. union, trade union, syndicate
Köken: Fransızca

Sendika ne demek? (Ticari terimler kategorisi)

(Labor union) 1. İşçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır (Bkz.İşçi Sendikaları, İşveren Sendikaları) 2. Bir kredi sağlama yöntemi. Genellikle ülkelerin veya şirketlerin büyük ölçüde kredi sağlamak için baş vurdukları, kredi verecek bankaların ve diğer mali kuramların oluşturdukları bir birliktir. Buna bankalar konsorsiyumu veya sendikasyon kredisi de denir. Aynı ülkeye (veya şirkete) kredi vermeyi kabul eden ve çeşitli ülkelere mensup bankalar, o ülkenin çıkarttığı tahvilleri kendi piyasalarında pazarlar, satılmayanları da örneğin kendileri satın alırlar (Bkz. Konsorsiyum Kredileri).